Isparta’da bir grup işadamı, eski Belediye Başkanı AKP'li Hasan Balaman’ın seçimi kaybetmesini deve keserek kutladı. 6 bin TL’ye satın alınan ve kesilmeden önce şehir turu attırılan deve, Isparta Belediyesi Et Entegre Tesisi’nde 7 kasap tarafından kesildikten sonra, eti bir et galerisinde halka ücretsiz dağıtıldı.
Isparta’da seçim kaybeden AKP'li Hasan Balaman'dan baskı ve zulüm gördüklerini iddia eden bir grup esnaf 2 gündür helva dağıtırken, bugün de adlarının açıklanmasını istemeyen bir grup işadamı 6 bin TL'ye deve satın alıp Isparta Belediyesi Et Entegre Tesisi'nde kestirdi.
Antalya’dan getirilen deveye önce arkası açık kamyonetle Isparta mahallelerinde ve çarşı merkezinde şehir turu attırıldı. Çevredekilerin şaşkın bakışları arasında dolaştırılan deve, daha sonra Isparta Belediye Başkanlığı binası önüne getirildi. Burada birçok vatandaş deveyi cep telefonlarıyla görüntülerken, kimisi de deveyle birlikte hatıra fotoğrafı çektirdi. Daha sonra deve Yazısöğüt Köyü'ndeki et entegre tesisine getirildi.
KAPIDAN SIĞMADI
İşadamlarının satın aldığı deve 2 giriş kapısı bulunan et entegre tesisine güçlükle sokuldu. İlk kapıdan tüm uğraşlara rağmen sığmayan deve, daha sonra ikinci kapıdan içeri alındı. Kasaplar önce deveyi halatlarla ayaklarından bağladı. Üzerlerinde Isparta Belediyesi Veteriner İşleri Müdürlüğü yazılı önlükleri bulunan kasaplar, aynı anda bıçaklarını sürüp deveyi kesti.
ÜCRETSİZ DAĞITILDI
Adını açıklamayan işadamı, “Hasan Balaman döneminde çok baskı gördük. İşadamlarına belediye için zorla bağış yaptırdı. Kendisinden yana olmadığımız için işyerlerimizin önünü kazdı. Ufak tefek şeyleri bahane edip cezalar kesti. ‘Balaman seçilmesin deve keseceğiz’ demiştik. Seçilmedi, seçilmeyişini deve keserek kutluyoruz” dedi. Kesilen devenin eti, Saray Et Galerisi'nde halka ücretsiz dağıtıldı.
Erdoğan'ın Trabzon'dan sonra mutlaka alalım dediği Ordu'da işler AK Parti'nin istediği gibi gitmedi. Bakan Hilmi Güler'in de özel uğraş verdiği Ordu'da belediye başkanlığını ikinci kez kazanan DSP'li Seyit Torun, ''Bu halk bir kez daha tehditlerle, baskılarla seçim kazanılamayacağını gösterdi'' dedi.
DSP'den ikinci dönem Belediye Başkanı seçilen Torun, beraberinde Belediye Meclis Üyeleri ile birlikte İl Seçim Kuruluna gelerek mazbatasını aldı.
Daha sonra gazetecilere seçimleri değerlendiren Torun, beş yıllık görev sürelerinin bitmesinin ardından Ordululardan bir beş yıl daha görev istediklerini, Ordu halkının da kendilerine güvendiğini ve görev verdiğini belirtti.
Halkın seçim sürecince kendilerine güvendiğini ifade eden Torun, şöyle konuştu:
''Bu halk bir kez daha tehditlerle, baskılarla seçim kazanılamayacağını gösterdi. Seçim süreci boyunca biz her zaman dedik ki; çatışma değil iş yapmak istiyoruz. Bunun için de yaptığımız veya yapamadığımız hangi hizmet varsa halkımızın karşısına çıktık ve hesap verdik. Ama hiçbir zaman onlardan gerçekleri saklamadık. Yapamadığımız hizmetleri neden yapamadığımızı açık bir dille onlara anlattık. Ne yaptıysak Ordu halkı ile yaptık, hepsine bir kez daha teşekkür ediyorum.''
Torun, Ordu Belediyesi'nin hayata geçirmek istediği projelerin tüm hızıyla devam edeceğini önceliklerinin teleferik projesi ve katlı otopark olduğunu kaydetti.
Torun, Ordu halkına söz verdikleri projeleri yine onların desteği ile hayata geçireceklerini vurguladı.
CHP yeniden yapılanma süreci için harekete geçti. Seçim sonuçlarını değerlendiren ana muhalefet partisi, yönetimde değişikliğe gidiyor. Bunun için tüzük değişikliği devreye sokulacak. Yeni yapılanmada Kemal Kılıçdaroğlu'nun MYK üyesi olmasına kesin gözüyle bakılıyor.
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, seçim sonuçlarını değerlendirirken verdiği "CHP artık yeni görevlere hazırlanmalıdır" mesajını hayata geçiriyor.
İşe parti yönetiminden başlanacak. Bunun için 21 Aralık'ta yapılan olağanüstü kurultayda gerçekleştirilen tüzük değişiklikleri uygulamaya sokulacak.
CHP Merkez Yönetim Kurulu'nun cuma günü toplanarak, hem seçim sonuçlarıyla ilgili ayrıntılı bir değerlendirme yapması hem de Parti Meclisi'ni toplantıya çağırması bekleniyor.
En fazla 15 gün içinde toplanması planlanan Parti Meclisi'nde Baykal, tüzük değişikliklerin yürürlüğe koyulmasını isteyecek.
Ve değişikliğin devreye girmesi ile birlikte 20 üyeli Merkez Yönetim Kurulu'nun görevi sona erecek.
Baykal, Parti Meclisi içinden 13 genel başkan yardımcısı ve bir genel sekreter seçerek parti üst yönetimini yeniden belirleyecek.
Genel Sekreter Önder Sav'ın yeni MYK'da, örgütlenme ve örgüt yönetimlerinden sorumlu genel başkan yardımcısı olarak görev yapması bekleniyor.
Yetkileri daraltılan genel sekreterliğe de Algan Hacaloğlu'nun getirilebileceği belirtiliyor.
Onur Öymen, Cevdet Selvi, Bihlun Tamaylıgil, Yılmaz Ateş ve Mustafa Özyürek'in yeni MYK'da yerini koruması, Nur Serter, Faik Öztrak, Nesrin Baytok, Mesut Değer'in de genel başkan yardımcısı olarak MYK'da bulunması bekleniyor.
Parti yönetiminde görev alacak yeni isimlerin kimler olacağı ise henüz netleşmedi. Ancak CHP'nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Kemal Kılıçdaroğlu'nun yönetimde yer almasına kesin gözüyle bakılıyor.
Ünlü spiker ve köşe yazarı Ayşenur Yazıcı, ölümden döndü. Geçtiğimiz cumartesi akşamı Beyoğlu'nda Arte İstanbul Sanat Merkezi'ndeki bir etkinliğe katılan Yazıcı, çantası almak isteyen biri 18, diğeri 16 yaşlarındaki iki kişinin saldırısından zor kurtuldu.
Birçok yazar, sanatçı ve işadamının hazır bulunduğu "New Yorklular Gecesi"ne katılan Yazıcı, burada bir konuşma yaptıktan sonra saat 00.45'te gazeteci Hülya Kılınç ile birlikte mekandan ayrıldı. Alınan bilgiye göre, bir an önce evine gitmek isteyen Yazıcı, otoparka doğru yürürken 16 yaşlarında iki gencin şarkı söyleyerek kendilerine doğru yürüdüğünü fark etti. Gençlerden biri Kılınç'ı oyalarken, diğeri bıçağı Yazıcı'nın boğazına dayayarak çantasını istedi. Çantasını veren Yazıcı'nın feryadı sonucu mahallenin gençleri sopalarla yardıma koşunca önce gençlerden biri, ardından polisin çabalarıyla diğeri yakalandı.
"SUSTALIYI TEK HAREKETTE AÇAMADI, O DA ACEMİ, BEN DE"
Olayı doğrulayan Yazıcı, "Bana 'Çantayı ver, yoksa gırtlağını keseyim mi?' dedi. Yazıcı, olayı şöyle anlattı: "Sustalıyı tek harekette açamadı, bir iki kez düğmesine basıp bocaladı. O da acemi, ben de! Bir daha bağırıyor, bıçağı dürtüyor. Aslında o da kesmek istemiyor boğazımı biliyorum, ama o cüzdanı mutlaka istiyor. Düşünüyorum, annem perişan, yas tutuyor, oğlum iki kere yetim. Borcum yok kimseye, ama param da yok! Ben ölünce onlar ne yapacaklar? 'Al işte çanta, al' diyorum. Rabbim kimseye şah damarı üzerinde bıçağı hissedeceği bir durum vermesin. 20 dakika boyunca bu korkuyu yaşadım. Allahıma şükürler olsun ki, oğlum ve annem hayata bensiz devam etmek zorunda kalmadı."
ÇOCUKLAR YARARINA KATILMIŞTI, ÇOCUKLARIN SALDIRISINA UĞRADI
Çantayı verdikten sonra arabasının anahtarını istediğini söyleyen ve boğazında hafif bir çiziğin oluştuğunu belirten Yazıcı, "Hemen koşmaya başladı. Gözcü olan diğeri de ardından. Avazım çıktığı kadar 'İmdat, yardım eden yok mu, ne olur çantamı çaldılar, Allah aşkına yardım edin' diye bağırdım. O kadar çok bağırmışım ki sesim kısıldı. Sanki bu film çekilirken, figüranlar rollerini bekliyorlardı. O kadar çok bağırmışım ki sesim kısıldı. Allah'tan mahalleli gençler ellerinde sopalarla koşup, birini yakaladılar. Polis de 4 dakika içinde olay yerine geldi. Çanta da bulundu, ancak olayın travması yetti. Her iki çocuk da yakalandı" dedi. Gönüllü olarak katıldığı gecede toplanan paralarla doğudaki bir ilköğretim okuluna kitaplık yapılacağını vurgulayan Yazıcı, "Ne yazık ki çocuklar yararına yapılan gecenin sonunda yine çocuk denecek yaştakiler tarafından böyle bir saldırıya maruz kaldım" açıklamasını yaptı.
"EN AĞIRIMA GİDEN, 'SEN GÖRECEKSİN GÜNÜNÜ' DEMESİ OLDU"
Yazıcı, internetteki "www.aysenuryazici.com" web sayfasında da şu yorumu yaptı: "Beyoğlu'nun yıllardır sorunu bu! Bu gasp olaylarını ve tinercileri bir temizleyemediler. Onlar da ana evladı. Bir ıslah yerinde pekala hayata yeniden ve edeple bakmayı öğrenebilirler. Ama en ağırıma giden, yakalanıp karakola getirildiğinde, 'Sen göreceksin gününü' demesi oldu. Sanki o benim değil, ben onun hayatını mahvetmişim gibi algılaması ne fena bir akıl yürütme şeklidir yarabbim. Rusya Konsolosluğu ve İtalyan Konsolosluğu arasındaki bu sokakta kameralar da var. Bu ne cüret ki, bıçağıp alıp gelen geçenin boğazına dayamaya ve çantayı kapmaya kadar gidiyor."
"YARDIMA GELMESELER BENİ KESECEKTİ"
"Avazım çıktığı kadar bağırıp, 'Allah rızası için yok mu bana yardım edecek biri' diye haykırmasaydım, yan sokaktan gençler duyup sopalarla gelmeyeceklerdi ve büyük ihtimalle geri dönüp beni kesecekti. Gözü dönmüştü. Polis 4 dakikada sokaktaydı. Hepsini şükran ve dualarımla anacağım. İsmini bile bilmediğim o mert mahalle çocuklarını doğuran anaların da ellerinden öpüyorum. Görecek günüm varmış. Bir daha Beyoğlu'na yardım kampanyası dahi olsa hiçbir davete gitmeyeceğim. Hayatımda ilk kez bir eşim olmadığı için, güveneceğim, hayatla ve kendiyle kavgası bitmiş, şen biriyle evli olmadığım için üzüldüm. Kadından, ancak bu kadar 'erkek' oluyor işte. Dilerim hayat bana umutlarımı hayırlısıyla verir."